(kim inanır çantamda iki minik kavun ve dört mısır koçanı taşıdığıma…)
Kalabalık içerisinden bir sızıntı gibi ileriye, otobüs duraklarına değin yürüdük. Bir kırılmadan sonra yaşadığım o tutukluk yine hapsetti beni. Ara ara yüzüne usulca baktım. Tavırlı ve güzel görünüyordu, aşkta imkânsızlık gibi. Sonbaharın son iyi niyetli güneşi yüzünün solgunluğunu bile hissettirmeyecek kadar örtmüştü onu. Bu haliyle en güzeldi benim için.
Yüzüne daha fazla bakmaya kalabalık bir çekinceyle nihayet verdim. Adımlarıma gömüldüm. Adımlarından gömülen bir adam oldum hemen orada o adımda. Kaç adım daha yürüdük bilmiyorum ama o uzun zamandır çokça yalnızdı benim tarafımdan.
-işte öyle kızıyorum ki kendime neden bir hayatı bu kadar kendi hayatıma ekledim diye. Sonra o kadar kızıyorum ki tekrar kendime onun o sonsuz sevgisini kazanacak ne yaptım diye… sonra bin bir pişmanlık tadıyor dilim… her defasında…
2 ekim 2011
Kasım 10, 2011 Geliştirici: yasayamamak